Ekonomide önemli verilerin açıklandığı bir hafta geçirdik. 2005 yılına ilişkin nihai büyüme verilerini öğrendik. 2006 yılının mart ayı enflasyon sayılarını ve ilk üç ayda fiyat artışlarının boyutunu gördük. Bu yılın ilk iki ayının dış ticaret dinamiğine ilişkin bulgular da bilgi setimize eklendi.
Durum şöyle. 2005 yılı büyümesi en iyimserlerin öngörülerini bile aşacak düzeyde hızlı. Üretim alanında büyümeyi sanayi sektörü çekiyor, ticaret ile ulaşım-haberleşme de buna yardım ediyor. İnşaat görece küçük bir sektör olduğu için büyümeye katkısı sınırlı kalıyor ama kendi büyümesi hala oldukca hızlı.
Harcamalar tarafında ise oldukca net bir iç talep çekişinin etkili olduğu gözleniyor. 2005 yılının tamamında ve özellikle son çeyreğinde özel tüketim harcamalarında ciddi artışlar olması, özel yatırımların ise kısa bir duraklamadan sonra, dördüncü çeyrekte hızlanması iç talep etkisini vurgulu hale getiriyor. Devletin de özellikle yatırım harcamalarını artırmaya başladığı izlenimi bu vurguyu pekiştiriyor.
Enflasyonda neredeyse bir yıllık süredir gözlenen katılaşma eğiliminin devam ettiği anlaşılıyor. Mart ayı tüketici enflasyonu beklenenin biraz üstünde ve, sapma sınırları içinde kalmakla birlikte, bu ayın enflasyon hedefini de aşmış durumda. Geçen yıl sonuna kıyasla enflasyon hızının artmış olması, beklentiler dahilinde olmasına rağmen, dikkat çekici olmaya devam ediyor.
2006 yılının ilk iki ayında ihracatın sanki bütün enerjisini tüketmiş gibi görünmesi kaygı verici bir gelişme olarak not edilmek durumunda. İthalatta da biraz hız kesilmesi var ama ihracatın neredeyse durma noktasına gelmiş olması ikisinin arasındaki farklılaşmayı abartılı bir noktaya taşımış. Ticaret açığının da abartılı bir boyuta ulaştığı anlamına geliyor bu. Zaten sıkıntı kaynağı olan cari açığın daha da hızlı büyüme tehdidini gündeme getiriyor bu gelişme.
2006 yılının birinci çeyreği sonunda ekonomiyle ilgili bilgilerimiz bunlar. Genelde olumlu tablonun sürdüğünü gösterse de, ekonomide sanki bir gerilme olduğu izlenimi veriyor bu bilgiler.
Çoğu henüz uzak ihtimal olarak görünüyor olsa da, son verilerin bende uyandırdığı bazı gerilim tedirginliklerine işaret etmek istiyorum.
İç talep çekişli büyümenin enflasyon baskısı yaratması olasılığı böyle bir gerilme noktası sayılabilir. Enflasyon sayılarında henüz bu yönde net bir işaret yok. Ancak, ticaret dışı alanlarda bilinen fiyat katılığına ek olarak, tüketim harcamalarına duyarlı kalemlerde de fiyat artış hızının katılaşmaya başladığı izlenimi mevcut. Bunun devam etmesi halinde, özellikle iktisat politikaları açısından, önemli bir çelişki noktasına gelineceği söylenebilir. Bu önemli bir gerilim yaratır diye düşünüyorum.
Hızlı büyümenin dış dengedeki bozulmayı taşınamayacak noktalara çekmesi olasılığı da bir başka gerilme noktası olarak görülebilir. Büyümenin ithalatı peşinden sürüklediği açık. Zaten ithalatın kendi hız kulvarını fazla terk etmemiş olması hızlı büyümenin habercisiydi. Son dönemde tüketim malı ithalatının olağan dışı hızlanmış olması da iç talep etkisini müjdeliyordu adeta. Bu koşullarda ihracat tarafında ortaya çıkan tekleme, ticaret açığını olmaz boyutlara çekti.
Kuşkusuz ticaret kalemlerinde, özellikle ihracatta, bu hızlar kalıcı olduğu izlenimini vermiyor. Ama rekor düzeyde dış açık veren bir ekonomi için yine de iyi sinyaller değil bunlar. Cari açığın beklenenin de ötesinde yeni bir rekora doğru gidiyor olma ihtimalinin ciddi bir gerilim potansiyeli taşıdığını kabullenmek zorundayız.
Uluslararası mali piyasalardaki olası sıkışmanın daha büyük dış dengesizliğin finansmanını zorlaştıracak olması da üçüncü bir gerilme noktası olarak düşünülebilir. Uluslararası likiditenin fiilen daralmaya başlaması dış finansman koşullarının değişeceğini gösteriyor. Finansmanın daralması cari açığın da küçülmeye zorlanacağını ima ediyor. Bir yandan büyüme yavaşlarken bir yandan da TL'nin değer kaybetmesi gibi iç içe girmiş iki olasılığı gündeme taşıyor bu olasılık. Adete ince bir gerilim hattının üzerinde hareket ettiğimiz anlamına geliyor bu.
Bütün bunlar bir araya gelince beklentilerin bozulması ve gerilimin tırmanması olasılığı da mevcut kuşkusuz.
Önümüzdeki dönemi bu tür gerginliklerle geçireceğiz gibime geliyor. Gerilimin artması ekonominin yönetiminde daha duyarlı ve özenli davranılmasını gerektiriyor. Sanırım esas gerilim noktası da burada yatıyor.