Anasayfa    
Dikkat! Bu dükkânda bir insan yaşıyor   Deriyi bıraktı karısıyla kuyumcu oldu
YKM’nin vitrinlerini öğrenciler tasarladı   Ekmekiçi’nden 5 milyon dolar çıkarıyor
100 franchise şirketi 3.000 yeni girişimci arıyor   Zara yüzünden fabrikanın adı iki kere değişti
$: 1.5020 €: 2.010 ALTIN: 38.42 IMKB: 26.541
Kriz olur mu?
Taner Berksoy

Toplumsal belleğimizdeki kriz motifi daha uzun süre devam edecek gibi görünüyor. Bu sıralarda kiminle konuşsam daha ilk hamlede söz krize geliyor. Esas merak edilen de bir kez daha derin bir krizin içine savrulma olasılığımız.
Buna yanıtım 'Hayır' oluyor. Ama olan biteni de küçümsediğim sanılmasın diye, hemen ekliyorum: Son günlerde yaşadığımız da bir tür kriz zaten.
Gerçekten de örneğin 2001 krizi türünde bir kâbusun üstümüze çökme olasılığının yok denecek kadar küçük olduğunu düşünüyorum. Bunun için gerekçelerim de var.
Gerekçelerimden birisi bugün itibarıyla 2001 yılına kıyasla farklı konumda oluşumuz. İkinci gerekçem ise, büyük olasılıkla birincisinin doğal sonucu olarak, aktörlerin farklı davranıyor olmaları.

Bugün ekonomi ve siyasetin gerçekten daha farklı bir konumda olduğunu düşünüyorum. 2000'li yılların başında ekonomi şoklara karşı önemli zafiyetler taşıyordu. Şimdilerde buna kırılganlık diyoruz. 2001 de ekonomide kırılganlık en üst düzeydeydi. Bunun için dört temel neden sayabilirim. Birincisi kamu kesimindeki açık ve örtük dengesizliğin boyutudur. İkincisi, özel finans alanında, özellikle banka sisteminde, yine açık ve örtük biçimde, sürdürülmesi mümkün olmayan bir açığın varlığıdır. Üçüncüsü, 1998-99 yıllarının daralma konjonktürünün tüm bu zaafları pekiştirici etkisidir. Dördüncü nedenim ise o tarihteki siyasi iktidarın içinde bulunduğu aymazlık ve uyumsuzluktur.
Aradan geçen süre içinde sözünü ettiğimiz türde kırılganlıklarda önemli onarımlar yapıldığı açık. Kriz sonrasında bir de seçim yaşamış olmamıza rağmen, kamu dengesizliği ciddi boyutta onarılmış, geçmişte pek de tanık olmadığımız ölçüde güçlendirilmiştir. Bu borçlanma dinamiğini hatırı sayılır ölçüde yavaşlatmış, borçların çevrilmesi sorununu temel bir risk unsuru olmaktan çıkarmıştır.
Mali sektör, özellikle sistemin belkemiği olan bankacılık kesimi, birçok açıdan şoklara karşı daha dayanıklı hale gelmiştir. Güçsüzler tasfiye edilmiş, geriye kalanların mali bünyeleri güçlendirilmiştir. Son dönemde sisteme yabancı sermayenin katılımı da güçlenmeyi ve güveni önemli ölçüde artırıcı rol oynamıştır. Mali sistemin bağımsız bir kurum (BDDK) aracılığıyla siyasi kaygı ve etkilerden görece daha uzak biçimde denetlenmesi sağlanmış, güçsüzlerin sistem içinde gizlenmeleri engellenerek, örtük bir risk unsuru daha ortadan kaldırılmıştır.
Merkez Bankası'nın bağımsızlaştırılmış olması da bu alana önemli bir katkı sağlamıştır. 2001 yılı sonrasında para politikasının tek eksenli hale gelmesi hem enflasyonun yavaşlatılmasına katkı sağlayarak yine ciddi bir risk unsurunun devre dışı bırakılmasını sağlamış hem de popülizmin olası kaynağını kurutarak güven ve kredibilite artışı getirmiştir.
Siyasi açıdan bakılınca, belli karakterde bir program bütününü sürdürebilecek siyasi koşulların ve iradenin ortaya çıkmış olmasını, örneğin 1990'lara ya da salt 2000 yılının tecrübesine kıyasla, önemli bir farklılık olarak kaydetmek zorundayız. Bunun sürekliliği sağladığını, risk algılaması ve kredibilite açısından temelli bir katkı yaptığını da kabullerimiz arasına koymak durumundayız.
Son yıllarda gerçekleştirilen ve bizim de savunduğumuz bu tür düzenlemeler, kırılganlığın azalması ve ekonomin şoklara karşı daha dayanıklı hale gelmesi sonucunu doğurmuştur diye düşünüyorum.

Salt bu durumun bile bugünkü koşullarda 2001 benzeri bir krize savrulma olasılığımızın düşük olduğunu göstermeye yeteceği kanısındayım. Bunun ötesinde, aktörlerin de bu durumun farkında olduğu ve o tarihe kıyasla bugün daha farklı davrandıkları yönünde bir izlenimim de var doğrusu.
Bu davranış farkına ilişkin birkaç gözlemim var. Piyasalar neredeyse bir yılı aşkın süredir tedirgin ve son birkaç haftada da tepetaklak yuvarlanıyor. Buna rağmen 2001 kriz sürecinde tanık olduğumuz panikten eser yok. O tarihte sokaktaki insanın da kervana katılıp, liradan kaçarak, yaygın döviz talebi yaratan ve sonuçta kurun 'overshoot' etmesini sağlayan davranışı da bugün yok. Dahası, bugün piyasa aktörlerinin sürü davranışı (herd behaviour) sergileyerek görece daha düşük hacimde gerçekleşebilecek bir düzeltmeyi kriz boyutuna taşıyacak telaş içinde olduklarını söylemek de mümkün değil.
Anlayacağınız bugün hem koşullar hem de davranışlar farklı. Gönlünüzü ferah tutun. 2001 türü bir temelli altüst oluş bugün için söz konusu değil. Ama bu hiçbir şey olmadı veya olmayacak anlamına gelmiyor. Buna da gelecek yazıda değiniriz artık.
Kullanıcı Adı Şifre
  Kurumsal      Bireysel
Üye Ol! Şifremi Unuttum
  ESKIDJI   KARA FIRIN
  KENTUCKY FRIED CHICKEN   BURGER KING
tüm liste için tıklayınız
Hakkımızda | Gizlilik | İletişim
MARKAPITAL Şirketi Resmi Sitesidir - © Copyright 2004-2005